19 Aralık 2013 Perşembe

Yeni Yumurta Fırçam...

NAZAR DUASI
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ وَوَصَّيْنَا الْإِنسَانَ بِوَالِدَيْهِ حُسْنا""
وَوَصَّيْنَا الْإِنسَانَ بِوَالِدَيْهِ حُ

  Merhaba Dostlar...Postumu nazar duasıyla açmak istedim.. Bilenler bilir hem duruşumla hem kişiliğim ve fiziğimle etrafımdakilere depar atmış kariyerli bir bayanım. Bugün ev tutmak istesem her ev sahibinin hayallerini süsleyen bir kiracı modeliyim...  Eve de güzel bakarım kirayı ise hiç geciktirmem.  Evim  öyle düzenli öyle temiz ki her şey milimetreyle ölçülmüş gibi...

Bu blogu açış amacım sizlere ev nasıl temizlenir, kombin nasıl yapılır, eşarp nasıl bağlanır onu belletmek...Gerçi bu kombin giyme işi de neyse, herkes bi kombin giyiyor ama kombinin ne olduğunu anlatan yok. kombin ney la? kombinezon olmasın o.. ben iki çeşit kombinezon biliyorum,  biri nenelerimizin giydiği iç göyneği, biri de matematiksel bir terim... kombinasyondur onun aslı aslında da artık öğretmenin kafasından ne geçiyorduysa da freudyen bir dil sürçmesi şeyettiyse bilemiycem. 

 Dün günlerden çarşambaydı ve ben her hafta olduğu gibi 3 saatimi çarşamba pazarında geçirdim. Biliyorum bu kız nerelerde diye meraklandınız ama biraz da merak edin değil mi yani? :)) neyse sözü fazla uzatmadan çok beğenerek aldığım yumurta fırçasını anlatmaya başlıyorum.

 Geçenlerde eski yumurta fırçamı saç boyamada kullanmaya başlamıştım, aceleyle elime o gelmişti, ne yapsaydım? Dolayısı ile evde yeni bir yumurta fırçasının gerekliliği günden güne önem kazanıyordu. Öğleden sonra oturmasına gelen bir arkadaşım da yumurta fırçan yok muuu, puaçaya elinle mi sürüyosun yoksa deyince gerçekten eziklendim. kötü oldum. Bizim Tahsin'e dedim ki bu haftasonu İkea'ya gidip mutlaka bir yumurta fırçası almamız gerekir dedim.  Tabiki karıcığım dedi, her zamanki gibi... Tabi ben yumurta fırçasını ister istemez beni yormamak için ertesi gün ikeaya gitmiş ve Forum AVM ye de geçip karaca, tantitoni, esse hepsini dolaşıp gördüğü bütün yumurta fırçalarının resmini çekip bana getirmiş. Zaten hep öyledir, sağolsun bir dediğimi iki etmez:) Ne zaman birşey istesem ertesi gün bir sürü yerden fotoğraf getirir...Bana da blogda yayınlamak düşer :)))))

  işte benim yeni fırçam..biz bunu esseden alacaktık aslında ama ben seri numarasını beğenmediğim için pazardan aldım. yoksa biz zenginiz, yanlış anlaşılma olmasın... fakir ve sefil insanlar değiliz.  Fırçamın markası CEM, kodu 34... öyle güzel bir ambalajı vardı ki uzun süre açmaya kıyamadım. Kızım 'da sevdi durdu gerçekten...

Türk malı yerli malı her türk onu kullan---malııııııııııııııııııııı :))))))))))))))))))

 Yumurta fırçama kendi tasarımım bir süsle hareket getirmek istedim...yakında yumurta fırçası süslemeyle ilgili videolu bir anlatım da gerçekleştireceğim. takipte kalın:))))
 Nasıl güzel olmuş mu?
 Yorumlarınızı bekliyorum...
 Bence harika ötesi... Aynı benim gibi....
 Elde ttutuluşu da harika
 ben bununla ne börekler ne puaçalar yaparım
 yanında yumurtayla....
 işte budur!
 çekmecede....

 askıda...
 rafta..
 işte bu da ikeadan aldığım bulaşık kapatma teli, yine ikedan aldığım zepze kesim tahtası:=))) bıçaklar da yeni trend ROOC bıçaklardan....
bu arada bana boktan püsürükten de olsa promosyon birşeyler gönderirseniz havada 3 takla atar ayılıp bayılırım.
selam ve sevgiyle kalın...

10 Kasım 2013 Pazar

Uzun süredir yoktum :)))

'''Uzun süredir yoktum, buralar bensiz kaldı, ama sanmayın ki boş duruyorum''' şeklinde başlayan blog yazısı gördüğüm zaman hemen kapatıyorum, gerisini okumuyorum. bildirmek isterim, o sebepledir ki aylardır hiç blog okumam, tiksindirdiniz lan beni kendinizden....

Durup durup bugün neden post yazdın diye sorana cevabımdır: Yazana değil , yazdırana bak...Adam orda sokmuş gözümün içine tantitoni'den cam çaydanlığını, çekmiş binbir açıdan 120 tane fotoğrafını, yayınlamış da yayınlamış...Eaabbaaaauw! O neeemiş! dedim. Dünden beri bir blogun çıta gibi olduğunu iddia eden sahibesini inceliyorum ve kadın milletinden bir kez daha tiksindim. (herkes alınmasın blogger olanlardan tiksiniyorum, blogger olanlar da üstüne alınmasın 'herşeyi ben bilirim, ben mükemmelim' diyenlerden tiskiniyorum) Zaten aslında üzerine alınması gerekenler alınmıyor, adamlara en ufak bir eleştiri getirdiğinde 'aaaıııy bu beni kısganıyor ellağam' diyip geçip gidiyorlar. Çıta gibi sahibeye gelince ilk kez görmüyorum ama 6 ayda bir denk geliyor bakıyorum, bir değişiklik yok, hala pembe güllü bim peçetesinden ağrı 'durmak yok yola devam' diyor... hadi o şuursuz bunları yayınlayıp duruyor, peki okuyanlara ne demeli?

Hay senin evini de eşşekler kovalasın, çok sevgili eşini de eşşekler kovalasın. Ben bunları neden yazıyorum çünkü 50 civarı takipçim var ve kıskanıyom, ölüyom yemin ediyom.

Dipnot: Ülen Leyla ile Mecnun'u özlüyorum. Daha iyisini bile yapsalar ilk göz ağrımıdı....

3 Nisan 2013 Çarşamba

Bugünlerde...

Bugünlerde aklıma komik birşey mi gelmiyor nedir?
Ya da çok mu canım sıkılıyor , bilemedim...
Havaların düzelmesini bekliyorum, o düzelirse biz de düzelecek gibiyiz...
İnşallah...
Bütün kış evdeydik.
Artık bahçeye inip oyun oynuyoruz her gün.
Yine bir an önce birşeylere gülmeye başlasam iyi olacak.
Gülmek lazım.

15 Mart 2013 Cuma

Yaratıcı Blog İsimleri

Ablanın biri şöyle serzenişte bulunmuş:

Kitap isimlerinden, film isimlerinden ya da sık kullanılan repliklerden oluşan blog, face sayfası ya da dükkan ismi koyuyorlar ya komik buluyorum. Taklitçi olmaktansa biraz yaratıcı olsanız, daha iyi ve şık olur...

Kendi blogunun adı X' in hobi dünyası... 

Böylesine 'Kendi .ötündeki saban okunu görmez, milletin gözündeki saman çöpünü görür' derler....bizim orda tabi:)

14 Mart 2013 Perşembe

Doğum Hikayeleri

  Erkeklerin askerlik hikayelerinden ne kadar tiksinilirse kadınların da doğum hikayelerinden o denli tiksinilir... mi acaba? Her kadın büyük bir iştah ve şevkle nasıl doğurduğunu anlatırken bir kez lafını balla kesip 'kuzum herkes aynı şekilde yapıyor, seninki bana pek heyecanlı gelmedi' dediniz mi? Diyebildiniz mi? Sıkar tabi di mi? O kadın o lafı ömrü billah unutmaz, sürekli pusuda bekler, fırsat kollar... Ne yapsam etsem de önüme bir top sektirsem, vursam vursam gol olsa diye kolaçan eder etrafı... Ne de iyi bilirim ben sizi, ciğerinizi okurum, beni kandıramazsınız...


 Facebookta bir sayfa en ilginç doğum hikayesine fotoğraf makinası hediye edecekmiş, doğum hikayeleri yazılmış, çizilmiş. Hiçbiri de bana ilginç gelmedi, aynı şeyler hep. ya normal doğuruyorlar, ya sezaryenle....Hiçkimsenin de biraz daha fazla adrenalin adına evde doğum yapma gibi bir niyeti yok, yemiyor tabi... Sıkıyorsa evde yapsana! Lafa geldin mi heyecanlı heyecanlı anlatıyorsun, hastaneye yatacağın tarih belli , saat belli... Neyin heyecanı bu anlamadım ki...Normal doğumlarda bile hangi günlerde doğuracağın aşağı yukarı belli... Yani bu çocuk dokuz ay karnında büyüyor, onun bir gün ordan çıkacağı aşikar, olayın neresi sana heyecanlı ve sürprizli geldi ben onu bi anlayabilsem...!

 Heyecanlı hikaye nasıl olur biliyor musun? Çıkar uzay mekiğinde doğurursun, ne bileyip Apocalipto'daki gibi hamileliğini bir çukurda geçirirsin, yağmur yağar, su dolar çukura... O suda doğurmaya çalışırsın, çocuk doğar doğmaz suda yukarı doğru yüzer falan tamam Allah için oturur dinlerim, bi küçük çekirdek de açarım...

Çocuk doğuyor, tarifi imkansiz şeyler hissediliyor, şükrediliyor...Gözlerden yaşlar süzülüyor, aman da inanılamıyor anne baba olunduğuna falan. Bloglar açılıyor, milletin kafası hafta hafta şişiriliyor, olay şişiriliyor da şişiriliyor...İşte fotoğrafta şuursuz bir anne adayı görüyorsunuz...Artık korkudan mı stresten mi böyle şeyler yapıyor bilemiyoruz, kadın ecnebi... Türkiyeden birini seççek halim yok...canıma susamadım. Yalnız aşağıdaki ikizlerin doğum hikayesini dinlemek isterdim, bayağı ilginç bişey var orda!

Aaayyy bi bitmediniz siz, ne olur bi bitin ya, ne önemli ve kıymetli üreme sisteminiz varmış, tamam anladık hepiniz sağlıklı bir şekilde yavrulayabiliyorsunuz. Ama biraz da çocuk sahibi olamayan insanların bunları okuyunca imrenebileceğini vs. de hesaba katsanız, sevincinizi içinizde yaşasanız ne kadar da güzel olur. Çok iyi anladık zaten hepinizin muhteşem  hayatları var ama daha fazla gözümüze sokmayın, bakın biriktiriyorum, uyarmadı demeyin...Benim çocuğum kudurdu ona bakmam lazım lafımı balla kestim.

12 Mart 2013 Salı

Eminönü Çıkarması

tek başıma gitmek istiyordum...olmadı.
eşim çocuk bakacaktı karnına psikolojik ağrı girdi.
yok kahvaltısını yaptırtmadan gitme, altını nasıl değiştiricem tek başıma! yoksa biz de mi gelsek?
saat sabahın 8'inde kalktım, çocuğun kahvaltısı için yumurtasını pişirdim. peynir vs çıkartıp eşimi uyandırdım.
'Ben gidiyorum çocukla ilgilen' dedim. ödü koptu...
'Dur nereye gidiyorsun, bekle bi dakka' dedi...Ben seni durağa bırakırım bir dur. dedi...
gerek yok derken demezken, çocuk seni ister amanda seni özler, vay ben ölem napacağız iki başımıza diye o kadar dırlandı ki 'haydi başımın belediyeleri klakın beraber gidelim' demek zorunda kaldım...
gittik...
hava şöyle bişeylerdi...
 azıcık yağdı bile ama abartmadı...
o kadar da insafsız değil, kırk yılda bir eminönüne gidebildim, onda da gök yere inecek değil ya...
 Neysebiraz işimiz vardı onu halledene kadar oğluşumla babası saray muallebicisinde oturdular, sonra ben yanlarına gittiğimde oğlum ipleri uzatmış, vızır vızır gezen garsonların arasında fink atıyordu. ezilecek ,bri üstüne basacak diye gözümü ondan ayıramadım.

Tek gezebildiğim süre içinde üç beş fotoğraf çekebildim ama atmosfer iç müsait değildi onu söyleyim. O kadar kalabalıktı ki yere düşmek mümkün değil...Şu fotoğrafta görülen yer yine sakindi de fotoğraf falan çekebildim. Elime de 2 çanta alınca fotoğraf akinası kullanmak zorlaştı. bir yandan o kalabalıkta çantanı cüzdanını koru ,bi taraftan kendini kolla, bi taraftan dükkanlara ağzını ayır derken çok zor oluyordu fotograf çekmek ama ben zoru başarıp üçbeş yerde çektim...
Pazenler
 Patcworklükler..
 divitinler
 Ocak batıranlar için kıyafetler...


 Görüldüğü gibi içerde birkaç 'Ocakbatıran' cinsi Shopping Monsters iş başında! :)
Bir de fransız danteli diyorlar ya hep palavra... Metresi 5 liraya fransız danteli değil, fransız WC kağıdı bile olmaz.

Benim aldıklarım neler derseniz, kafamı toplayıp istediğim hiçbirşeye bakamadım.
Ortaya karışık biraz aksesuar, zımba,metal vs, birkaç çeşit yün ip, toptan hediye paketi, makas, kasnak, çeşitli süsler vs. aldım ama onları şimdi hiç oturup fotograflayasım yok daha sonra çekim...

Şununla dabitirim... pazardan aldım iç dış topla 20 tl...


öperler...

22 Şubat 2013 Cuma

Fındık Lahmacun-Un kurabiyesi- Pancar Durşusu

Bizim yayla lahmacunuyla ünlüdür denebilir. Mersin-Ayvagediği yaylasından bahsediyorum. Bir de kazıkçı esnafı vardır ki Kazıklı Voyvoda'ya rahmet okutturur...O konuya sonra girelim. Şimdi lahmacun tarifi:

Yarım paket yaşmayayı ılık suda erittim. Köy ununun ve biraz tuzu içine devirdim. Katıca bir hamur yoğurdum,hamura  bir irice kaşık dolusu tereyağ koydum. En son biraz da zeytinyağı gezdirip hamura son halini verdim. Kabarmaya bıraktım.
İçine 3 adet hayvani boyutta soğanı kıydım, bir bağ maydonozu doğradım, karabiber, kekik, kimyon, kırmızı biber, salça, konserve domates ekledim. 400 gr. kadar kıyma devirdim. Yoğurdum.
Hamurdan ceviz kadar bezeler döktüm, tezgahta elimle açtım , tepsiye yağlıkağıt serdim aktardım. üzerilerine bolca harçtan koydum, bolca koymak lazım pişince azalıyor çünkü.
Fırında 170 derecede pişene kadar pişirdim.
Fırından çıkar çıkmaz sofraya aldım. Önce fotoğraf için tabak hazırladım, maydanozla limonla süsledim. Sonra tepsiyi ortaya koyup alabildiğine çöktük....
Bir yedik bir yedik şu an löş dana gibi, inanır mısınız durumu neyle telafi edeceğimizi düşünüyoruz. Maden suyu da yok ki... çaya dayanacaz galiba...

Pancar Turşusu...
ÇArşamba PAzarı Macerası yazısında yazmıştım, yaşlı bir teyzeden tarif aldım diye...
İşte bu:
Şalgam dediğim şey soldaki... Pişince oluyor sağdaki...Biz ayı mıyız bize neden şalgam gösteriyorsun diyenlere not: Bizim memlekette kimse bilmez şalgamı, bizde yok ve benim mersinden milyonlarca takipçim var onlara açıklama olsun diye söylüyorum...
Kabuğuyla haşladım efem, sadece başını ve kıçını kesip attım suya. haşlanınca çıkartıp soydum, bolca sarmısağı doğradım içine. sirkeyi resmen boca ettim. tuz da koyduydum ellağam... evet koydum...Harik tat, yin gari!


Un kurabiyesi de yaptım bugün...


Tarifini resmen salladım. 250 gr tereyağına 6 7 kaşık şeker döktüm, karıştırdım. üstüne un boca ettim. fazla kaçınca zeytinyağı döktüm, ancak yuvarlayacak kadar birbirine toparlanmış bir hamur elde ettim. yuvarladım, soğuk fırına teptim. 170 derecede  20 dakika kadar pişirdim.  çay şekeri ile biraz bademi rondodan geçirdim, fırından çıkan kurabiyeleri buna buladım. Nefis oldu, tarif ala ala yapsam ancak bu kadar olurdu. ben bu kurabiye işini biliyorum, çok pis öğrendim, keşke bilmeseydim, bunları yiyip yiyip camışa dönüyorum sonra...

Hadi öperler.... Oğlum bacaama yapıştı!